Bir insan öldüğünde  kimdir sorusuna nasıl cevap verilir? Hiç düşündünüz mü?

Sorunun cevabı, Vizyonumuz olabilir mi? Olur çok da güzel olur.

Kimsin sorusunu, zamanı ileri sarıp öldükten sonra soruyoruz..

Peki ya sen kimsin?

Vizyon içinde vizyon oldu benimki. İçinde değerlerim bile var.. Burada yazan insan olmak büyük iş.

Bu insan olmak istiyorum, o halde yapabilirim…..

Ali,  sevgi dolu bir öğretmen ve öğrenmeye doymayan bir öğrenciydi. Öğrenmeyi hobi haline getirmişti.  O,  herkes gibi Allah’ın sevgili bir kuluydu; çok iyi bir evlat, eş, baba, kardeş, abi, amca, dede, kuzen, damat, dost, arkadaş ve iş arkadaşıydı. Her zaman başarı ve değer arasında bir denge kurmaya çalışırdı. Yaşadığı manevi iç huzur, onun kendisini amacına ulaşmaktan alıkoyan insanlara ve işlere nazik bir şekilde hayır demesine olanak tanırdı.  Son derece enerjik biriydi. Doğayı çok sever, gücünü topraktan aldığını söylerdi. Sağlığın delisiydi.

Her olayın ya da durumun olumlu yanını görürdü mutlaka. Ne olursa olsun, her olaydan bir ders ya da mesaj çıkarırdı. Fırtınalı havaları sever, zorluklarla sonuna kadar yılmadan mücadele ederdi. Kendisini ve çevresini mutlu edecek her şey için mücadele etmeye hazırdı. Akşamları başını yastığa koyduğunda iyi yaptığı işlerle gurur duyardı. Yaptığı her işe, büyük bir aşkla sarılır ve yaptığı her işte,  insanlığa ve bulunduğu çevreye değer katacak büyük resimler görürdü. İnanmış ve adanmış ruhu,  insanların  onun peşinden gelmesine sebep olurdu ve  peşinden gelenlerin hizmetkarıydı.

Allah’ın koşulsuz sevgisine ve kendisinin de onun sevgili kulu olduğuna inanırdı. Doğruluğa ve dürüstlüğe önem verirdi; sözleriyle eylemleri birbirini tutardı. Yokluğu çok hissedilecek, çünkü o gittiği her yeri daha güzel yapardı. O, sıradan bir insan olduğunu hiç unutmayan büyük bir liderdi.